|
|
Şikayetvar.com’un yürüttüğü ŞikayetEndex 2011 sonuçları GSM sektöründe kendisine yöneltilen şikayetleri en etkin şekilde yöneten firmaları belirliyor. GSM Sektörü’nün geçtiğimiz yıl, en iyi şikayet yöneten firması Turkcell oldu. ŞikayetEndex, Şikayetvar’a üye 30 bin GSM abonesinin gönderdiği şikayetler, şikayetlerden duydukları memnuniyet puanlamaları ve anket sonuçlarına göre şekillendi.
GSM sektöründe şikayetleri en iyi yöneten marka Turkcell. Turkcell’i sırasıyla Vodafone ve Avea takip ediyor. Turkcell, abone sayısına oranla şikâyet sayıları ve şikâyetleri cevaplama süresi açısından diğer iki firmadan daha iyi durumda. Şikâyetleri cevaplama oranı açısından ise üç firma arasında ciddi bir fark yok. Sonuç olarak Turkcell ŞikayetEndex Başarı Sıralamasında rakiplerine üstünlük sağlıyor.
Şikâyetçilerin firmanın şikâyet yönetimi sürecinden ve ortaya çıkan sonuçtan memnuniyetleri değerlendirmesinde de rakiplerine üstünlük sağladığı için Turkcell genel değerlendirmede ön sırada geliyor. AVEA aslında Şikayetçi Memnuniyeti açısından Vodafone’dan daha iyi durumda olmakla birlikte, özellikle Şikayet Oranı Puanı performansının düşük olduğu için genel değerlendirmede Vodafone’un arkasından gelmektedir.
GSM sektöründe en çok şikayet iletilen konular “Çağrı Merkezi ve Online İşlemler”, “İlan ve Reklam”, “Abone Merkezi ve Abonelik İşlemleri”, “Fatura /Tarife ve Ödemeler” ve “Sinyal Gücü ve Kapsama Alanı” olarak görülüyor. Avea özellikle “Çağrı Merkezi ve Online İşlemler” ile “Abonelik İşlemleri” alanlarında rakiplerine oranla daha fazla şikâyet alıyor.
En düşük şikayet oranı Turkcell’de
GSM sektöründeki üç firma karşılaştırıldığında, abone sayısına bağlı pazar payına kıyasla en yüksek oranda şikayet alan firmanın Avea olduğu görülmektedir. Vodafone, 1.10 şikayet oranı ile pazar payı göz önüne alındığında beklenen şikayet üretme kapasitesine çok yakın bir noktadadır. (Beklenen Makul Oran 1’dir). Turkcell ise 0,52 şikayet oranıyla bu alanda en iyi performansı göstermektedir.
GSM sektöründeki üç firmanın abone sayısına oranlı şikayet üretme durumlarına 2011 yılı için aylık bazda bakıldığında, Turkcell’in yıl boyunca ve sürekli olarak en düşük şikayet oranı ile çalıştığı görülmektedir. En yüksek oranlar Avea için gözlemlenmektedir ve yaz aylarında daha da yükselmiştir. Vodafone sürekli olarak ikinci sırada yer almış ve özellikle Haziran ayında Turkcell’e çok yakın bir performans göstermiştir.
ŞikayetEndex nedir?
Türkiye’de ilk kez şikayet yönetiminin analizi çıkarıldı. Bu analizi yapan firma, 10 yılda 1 milyon şikayet sayısına ulaşan sikayetvar.com. ŞikayetEndex Sıralaması, 2011 yılına ait 300 bin şikayetin derlenmesi ve analiz edilmesiyle hazırlandı. Araştırma, firmaların pazar paylarına göre şikayet sayılarını ve müşteri memnuniyeti puanlarını rakipleriyle karşılaştırarak değerlendiriyor
Wikipedia, SOPA’yı protesto etmek için bir günlüğüne kepenk kapatınca, acaba aynı şeyi yapsa Facebook, Google, Twitter gibi internet devleri kaç para zarar eder acaba?
Google: İlanlardan ayda 3 milyar dolar kazanıyor. Yaklaşık bir günlük zararı 100 milyon dolar.
Facebook: 2011 geliri 4.27 milyar dolar. Bir günlük zararı 11.7 milyon dolar kadar.
Twitter: Yıllık kazancı 140 milyon dolar kadar. Günlük zarar 380 bin dolar civarında…
eBay: 2011 kazancı 10.2 milyar dolar… Bir günde 28 milyon dolar kaybederdi.
Amazon: Geçen yıl 30 milyar dolar kazandılar. Bir günlük zararı 82 milyon dolar..
Yahoo: 1.07 milyar dolar kazanıyorlar. Günlük zararları 11.8 milyon dolar…
Groupon: Tahminen geçen yıl 2.6 milyar dolar kazandılar. Günlük kayıpları 7 milyon dolar olurdu.
Yahoo’nun kurucusu Jerry Yang, yönetim kurulundan ayrıldığını açıkladı. “Yahoo’da kuruluşundan bugüne yaşadıklarım hayatımın en heyecanlı ve en keyifli deneyimiydi” diyen Yang, başkan Roy Bostock’a bir mektup yazdı ve Scott Thompson’ı CEO olarak desteklediğini belirtti. Eylül ayında kovulan Carol Bartz’ın yerine getirilen ve daha önce Pay-Pal’ın idareciliğini yapan Thompson, Yahoo’da CEO olarak başlayalı birkaç hafta oldu.
Söylentilere göre Yang’ı yönetim kurulundan dört kişinin daha izlemesi bekleniyor. Bu dört kişi muhtemelen Başkan Roy Bostock, Arthur Kern, Vyomesh Joshi ve Gary Wilson…
Brezilya’nın en popüler sosyal ağı Orkut, artık Facebook’un arkasında kaldı. Google’ın 2004’te başlattığı Orkut, Brezilya’da %60 gibi bir kitleye sahipti. Ancak 2011’de Facebook, %192 büyüdü 36 milyon Brezilyalıyı üyesi yaptı. Bu sürede Orkut, yalnızca iki milyon üye yapabildi oysa…
Brezilya’da da bir numara olan Facebook, altı ülkede ikinci sırada yer alıyor. Bunlar Çin, Japonya, Güney Kore, Vietnam, Polonya ve Rusya… Brezilyalı kullanıcılar araştırmalara göre, Facebook’ta ortalama 4.8 saat harcıyorlar. Oysa geçen yıl bu rakam 37 dakika idi…

“İnsan yönetmek, uçurtma uçurmaya benzer. İpi sürekli gergin tutarsanız, ip kopar uçurtmanız düşer. Oysa uçurtma ustası ipi gerektiğinde salmasını bilmeli, uçurtmanın yükselmesine izin vermelidir.”
Cem Kıvırcık (Aralık 2011)

Çocukken hepimize “gelecek” gözüyle bakıldı. “Yarının büyükleri” olarak hep emanetçisiydik geleceğin… Hep ne kadar harika olduğu söylenirdi, çocukların… Bugün orta yaşları da geride bıraktık, ağır ağır yaşlılığın kapısına dayandık… Ve hala çocuklar harika… İşte onlardan bir örnek…
Bir dostumuzun yeğeni… Henüz ilkokulda, birinci sınıfta… Soruyorlar:
“Nasıl gidiyor? Okumayı söktün mü?
Bizimki, “Söküyorum…” diyor.
- “Peki, Ayşe söktü mü?”
- “Yok, o daha sökemedi…”
- “Mehmet?”
- “O söktü”
- “Fatma?”
- “Söktü”
- “İsmail?”
- “Kemal?”
- “Ha ooo! O zaten söküktü!”

Başkan, o gün düzenli olarak yaptığı gibi kentin fakir mahallelerini ziyaret ediyor, insanlarla konuşuyor, dertlerini birinci elden dinleyerek yardımcı olmaya çalışıyordu. Dışarıdan gözüktüğü kadarıyla hali çok perişan bir evin önünde durdular. Kara, kuru ama gözleri ışıl ışıl bir kadın başkanı eve davet ediyordu. Başkan eve girdiğinde, sefaletin tüm duvarlara sindiğini kendi gözleriyle gördü. Evin damı bir köşeden yıkılmış, tavandan gökyüzü görünüyordu. Naylon poşetlerle delik kapatılmaya çalışılmıştı ama delik öylesine büyüktü ki, kapamak mümkün bile değildi. Bir köşede serili yer yatağında inşaatlarda çalışan baba yatıyordu. Hastaydı, iş göremez hale gelmişti. Başkanı eve davet eden o gözleri parlayan kadın bir çırpıda ocakta çay demledi, başkana sundu… Evdeki çay bardakları maiyetin tamamına yetmemişti. Utandı gözlerini yere eğdi. Elleri başkalarının evinde temizlik yapmaktan kızarmış, kabarmıştı… Başkan bir anda kadının yanındaki küçük, cılız kızı fark etti… Öylesine sessiz, öylesine küçücüktü ki, kimsenin gözüne çarpmıyordu… Küçücük suratındaki kocaman delici gözlerini annesinden aldığı belliydi. Başkan, duvarda asılı duran okul üniformasını göstererek, “Bu senin mi? Kaça gidiyorsun bakayım?” diye sordu… Kız, utançla “6’ya…” diyebildi. Uzun yıllar öğretmenlik yapmış olan Başkan, eski bir öğrencisiyle karşılaşmış gibi “Gel yanıma şöyle… Ne istersin benden? Söyle bakalım…” dedi. Genellikle bu sorunun yanıtı, “Oyuncak, bebek, şeker, çikolata…” olurdu. Kız, sesini çıkarmıyordu… Küçük yüzü kızarmış, başı öne eğilmişti… Başkan, gülerek, “Bak” dedi, “Babanı, hastaneye yatırıyoruz, iyileşince ona iş de bulacağız. Evinizi de tamir ettireceğim. Kaymakam amcan da burada bak, onlar da size yardım edecekler. Şimdi söyle bakalım ne istersin…” Küçük kız, incecik sesiyle adeta fısıldadı: “Bilgi… sayar… Bilgisayar, Başkan Amca…”
Başkan, o evden ayrılıp makam otomobiline bindiğinde, evde birçok eksikleri olmasına rağmen kızın neden bilgisayar istediğini uzun uzun düşündü… Evet, o kız, o gün bilgisayar sahibi yapılmıştı ama onun gibi daha binlercesi vardı. Personelini toplayıp bir toplantı yaptı ve ilindeki tüm öğrencilerin bilgisayar sahibi olmaları için neler yapabilecekleri konusunda çalışma yapılmasını istedi… İşte o gün, Fatih Projesi’nin temeli atılmış oldu. O küçük kızın bilgisayar talebi, bir kartopunun çığa dönüşmesine neden oldu…
O günü anlatan Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun hala gözleri nemleniyor. 2009’da “Her Öğrenciye Bir Bilgisayar” sloganıyla başlayan bu kampanyada bugüne kadar 80 bin öğrenciye bilgisayar dağıtıldı. Beş yıl sürecek bu kampanya sonunda 130 bin öğrenci bilgisayar sahibi yapılmış olacak. Karaosmanoğlu, bu projeyi gerçekleştirirken yalnızca kendi kaynaklarını kullandıklarını, herhangi bir yardım almadıklarını, hatta ilk yıl yapılan alımda KDV de ödediklerini söylüyor. Bugüne kadar harcanan rakam neredeyse 40 milyon TL’ye yakın. Açık ve şeffaf bir ihale sistemleri olduğunu, basın da dâhil isteyen herkesin açık ihaleyi izleyebileceklerini söyleyen Başkan, piyasa değeri 1000-1200 TL olan bilgisayarları toplu alımla, 480-500 TL civarında bir rakama mal ettiklerini de özellikle belirtiyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’le Amerika’ya giderek, orada da yerinde incelemeler yaptığını söyleyen Karaosmanoğlu, Kocaeli’nde kurulacak olan “Bilişim Vadisi”nde çalışacak Ar-Ge elemanları, bugün o bilgisayar dağıttığımız çocuklar olacak…” derken yüzü gururla ışıldıyor. Kocaeli Belediyesi’nin dağıttığı bilgisayarları tedarik eden Exper firmasının Genel Müdürü Orhan Korkusuz, “Biz yerli üreticiler olarak, Fatih Projesi gibi dünya çapında bir proje için görev almaya hazırız.” mesajı veriyor.
Sanıyorum, 2012’de de Fatih Projesi gündemimizi meşgul edecek… Ben de bu satırların yazarı olarak, böyle bir projenin konuşulduğu, hatta kısmen gerçekleştirildiği bir ülkede yaşamaktan gurur duyuyorum. Ancak bir yandan da, kendime ve sizlere soruyorum… Böyle bir projeyi gerçekleştirirken tek bir platforma, tek bir donanıma, tek bir tedarikçiye bağlı kalmak, yani yumurtaların hepsini aynı sepete koymak ne kadar doğrudur?..
İhale şartnamesine göre platform farklılığı nedeniyle ihale dışında kalmak zorunda kalan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün Amerika’dayken “pahalı” diyerek baştan elediği, dünyanın şu anda en popüler tablet bilgisayarı Apple iPad’lerin Türkiye resmi dağıtıcısı Bilkom Genel Müdürü Cömert Varlık, konuyla ilgili neler söylüyor? Şu anda iPad’lerin fiilen kullanıldığı Doğa Okulları’nda öğrenciler ne kadar mutlu?… İşte tüm bu soruların yanıtlarını gelecek ay bu köşede bulabilirsiniz…
Adını 1988 yılında şirketi kuran Henri Crohas’tan alan Archos, taşınabilir medya ve depolama cihazları üreterek girdiği tüketici elektroniği piyasasında kısa zamanda büyük başarı kazandı. Özellikle pazarın büyük bir bölümüne hakim olan Uzakdoğu’ya karşı Avrupa’nın geride kalan birkaç önemli kalesinden biri olan Archos, Lidya Grup’un dağıtıcılığıyla Türkiye pazarına da giriyor. İlk etapta Archos’un ürettiği üç tablet modelini Türkiye’ye getiren Lidya Grup’un Genel Müdürü Bekir Öz, “2011 yılı sonunda dünya genelinde 42 milyon adet tablet PC satılacağı öngörülüyor. Archos’un Android tabanlı küresel tablet PC pazarında yılsonu hedefi %25 pazar payına ulaşmak” diyor. Doğrusu rekabetin bu kadar yoğun olduğu Android tabanlı Tablet PC pazarında, satan her dört tabletten, biri olma iddiası güçlü bir iddia…
Lidya Grup’un ülkemize getirdiği üç Tablet PC’den biri olan Archos 80 G9’u istedim özellikle test için… 8” ekran boyutu, ergonomik, ele oturan yumuşak kıvrımlı tasarımıyla Archos 80 G9, daha paketi açar açmaz kaliteli malzemesiyle “Ben buradayım!” diyordu adeta… Archos’un “Generation 9” (9. Nesil) olarak tanımladığı Tablet PC’lerden biri olan Archos 80’in kalbinde 1 ve 1.2 GHz turbo Çift Çekirdekli OMAP4 ARM CORTEX A9 işlemciler bulunuyor. Siz bu satırları okurken muhtemelen, Archos bu modellere ek olarak bir de 1.5 GHz turbo işlemcili modelleri de piyasaya çıkartmış olacak.
Birçok Android tablet, Honeycomb vizesi alamazken, Archos 80 G9, en son Honeycomb 3.2 ile huzura geliyor. Bunun önemli bir artı olduğunu belirtmek gerek… WiFi özelliğinin yanı sıra 3G bağlantısı isteyenler için Archos, kendi özel tasarımı 3G USB aparatını ayrı olarak sunuyor. Aslında bu son derece pratik bir çözüm… Çünkü dileyenler bu aparatı isterlerse dizüstü bilgisayarlarında da kullanabiliyorlar. Aparat, Archos 80 G9’un arkasındaki özel yuvaya kolaylıkla yerleştirilebiliyor. Lakin Archos’un arkasındaki bu bölümü açmak biraz beceri istiyor. Sanıyorum tasarımcılar arka bölümdeki zeminin pürüzsüz yapısını bozmamak için bu bölüme parmakları kaydırmayacak kabartma bir yüzey eklememişler.
Archos’un 1024×768 çözünürlüklü, 4 noktalı kapasitif ekranı hem seyir zevki, hem de dokunma hassasiyeti açısından oldukça başarılı… Birçok tablette bulunmayan mikro SD kart yuvası ve HDMI çıkışı Archos’un önemli avantajları arasında… 8 ve 16 GB flaş bellekli modelleri olan Archos 80 G9, pek yakında 250 GB’lık sabit diskiyle de piyasada yer alacak. Bu büyüklükteki bir depolama alanı, tabletler arasında büyük bir fark yaratacak gibi görünüyor.
Şu anda Darty Mağazaları’nda satışa sunulan Archos 80 G9’un tavsiye edilen satış fiyatı KDV dahil, 849 TL… 3G bağlantı aparatı ise ayrı olarak KDV dahil, 175 TL’ye satılıyor.
Teknik Özellikler:
• Android 3.2 Honeycomb işletim sistemi
• Çift çekirdekli OMAP4 (@1.0GHz) işlemci, 3D OpenGL desteği
• 8GB Memory +microSD
• Video Performansı: H.264 HD (HP@L4.2, 1080p@30 fps ve 1080i/720p@60 fps), MPEG-42 HD (SP/ASP@L6, 1080p@30 fps), WMV9/VC1 HD (AP@L3, 1080p@30 fps) Opsiyonel plug-in ile Cinema: MPEG2 HD (MP/HL, 1080p@30 fps)
Yukarıdaki codecler sayesinde AVI, MP4, MOV, 3GP, MPG, PS, TS,VOB, MKV, FLV, RM, RMVB, ASF, WMV dosyalarını oynatabilirsiniz.
• Ses Performansı: MP3, WMA, WMA-Pro 5.1, WAV (PCM/ADPCM), AAC3, AAC+ 5.13, OGG Vorbis, FLAC
• Altyazı Desteği: .srt, .ssa, .smi, .sub
• WiFi (802.11 b/g/n), Bluetooth 2.1 bağlantıları
• HD (720p) video kayıt yapabilen ön kamera
• USB ve mini HDMI çıkışları
• Dahili Mikrofon, Hoparlör, Ayak,
• GPS, G-Sensör, Pusula, Titreşim Özelliği,
• Müzik için 36 saat, Video için 7 saat, Internet için 10 saat pil ömrü
• Ağırlık: 490 gr.
• Ölçüler: 226mm x 155.3mm x 11.7mm

Duyurusu geçtiğimiz Ağustos’ta yapılan W980S’le, ya da tam adıyla LG W980S Nano Full LED Cinema 3D TV ile ilk karşılaşmamız, Berlin’de yapılan IFA’da olmuştu. Orada yer alan binlerce yeni teknoloji TV’nin yanında bile kendini göstermişti. Doğrusu birkaç ay sonra evimin salonunda göreceğimi pek sanmıyordum. Evet, bu tür ürün incelemelerini artık ev ortamında yapıyorum. Hem daha doğal bir inceleme oluyor, hem eve gidip gelen misafirlerin de görüşlerini alıyorum. 55” yani 139 cm büyüklüğündeki TV, biri bayan iki kişi tarafından kapıdan girdiğinde “Amanınn!” demekten alamadım kendimi. Hanım, benim bu elektronik sevgime pek ortak olmadığı için, yine her zamanki gibi “Ne zaman gidecek bu?” diye soracak sanıyordum. Oysa “Muhteşem Yüzyıl” ekrana gelir gelmez yüzünü kefif dolu bir gülümseme aldı. Ertesi gün kayınvalidem ve kayınpederim de eve geldiler. Özellikle kayınvalidem çok mutlu oldu. Ancak, benim bir tarafım hüzünlüydü… Bizim emektar 42” LG LE5300 bir köşede öylece sessiz duruyordu. Sanki bir an önce şu “55” W980S gitsin!” der gibiydi.
TEK DÜĞMEYLE 3. BOYUTA GEÇİŞ
W980’in en önemli özelliği, normal iki boyutlu yayını, ya da video görüntülerini tek tuşla üç boyuta taşıyabilmesi. Yani, diyelim ki, TV’de yayınlanan maçı 3D izlemek istiyorsunuz. Yapacağınız tek şey, kumandanın 3D tuşuna basmak ve TV kutusundan çıkan pasif 3D gözlüklerinden birini giymek. Bu arada bu modelin, Avrupa TUV’den ve Intertek’ten “Titreşimsiz” sertifikası aldığını bir kez daha hatırlatalım. Ayrıca görüntü akışının daha yumuşak olmasını sağlayan TruMotion 400 Hz, Magic Motion uzaktan kontrol ve bütünleşik WiFi ve DLNA 1.5 desteği de W980S’i hem “smart” hem de “connected” yapıyor. TV’nin bu özelliği açıkçası beni 3D olmasından çok daha fazla etkiledi diyebilirim. Evdeki kablosuz ağımı hemen bulan W980S, bir anda bir TV’den çok daha fazla bir cihaza dönüştü… Öncelikle Facebook ve Twitter gibi sosyal medya hesaplarınızı 140 ekran bir TV’den yönetmenin keyfini düşünebiliyor musunuz? Hemen bu hesaplarımın ayarlarını yaptım. Ancak Facebook için “tvfacebook.lge.com” adresine giderek facebook hesabınızı tanımlamanız gerekiyor. Buradan alacağınız yeni kullanıcı adı ve pin numarasıyla hesabınızı yönetebiliyorsunuz. Bunun dışında Youtube, Picasa, MLB.tv, I-Play TV, AccuWeather.com, Viewster, FunSpot ve vTuner gibi uygulamalar da mevcut… Özellikle Picasa’ya yüklemiş olduğunuz resimleri anında TV’de görmek hoş bir duygu. Bu uygulamaların yer aldığı ekranın hemen alt bölümünde özel LG uygulamalarının bulunduğu LG Apps, Web Tarayıcısı, Medya Bağlantısı, Spot The Not ve Agent Sudoku gibi uygulamalar bulunuyor. Bu bölüme yeni uygulamalar de ekleyebiliyorsunuz. Özellikle LG uygulamaları TV’nizin ufuklarını genişletiyor.
Son olarak kişisel yorumum LG W980S, TV almayı düşünenler tarafından listede bulunması gereken bir TV… Fiyat/performans olarak bakıldığında Türkiye’deki satış fiyatı gayet makul görünüyor. Film ve maç izlerken ve özellikle oyun oynarken başından ayrılamayacağınız bir ürün. Tavsiye ederim.
CEM KIVIRCIK – Aralık 2011
Yaklaşık 10 yıl kadar önce daha dial-up bağlantıdan genişbanda geçmemişken “convergence” (yakınsama) kavramı çok yaygınlaşmıştı. Yakınsama kabaca, telefon, televizyon ve bilgisayarın karasal ve mobil hatlar üzerinden birleşmesiydi. Daha sonra “üçlü oyun” ve mobil genişbandın gelişmesiyle de “dörtlü oyun” kavramlarından söz edilmeye başlandı. Bugün yakınsama gerçekleşti ve ülkemizde operatörler, “dörtlü oyun” hizmetini abonelerine sunmaya çalışıyorlar. Özellikle bir “yakınsama şirketi” olduğunu sürekli hatırlatan Türk Telekom Grubu, kendisine bağlı Avea ve TTNET’le “dörtlü oyun” konusunda önemli çalışmalar yürütüyor. Özellikle TTNET’in internet üzerinden video servisi verdiği TiviBu önemli bir hizmet… Ancak bu hizmetin gelişmesi gerekiyor. Ayrıca BTK’nın 3. çeyrek raporuna baktığımızda Türkiye’de IPTV abone sayısının henüz 27 bin olduğunu görüyoruz.
Araştırmalar 2015’e kadar “connected” TV’lerin bugüne oranla yüzde 76 artacağını söylüyor. Peki, bir “connected” TV ile neler yapabiliyorsunuz? Bilgisayarınızla yapabildiğiniz hemen her şeyi TV ekranından yapabiliyorsunuz. Sosyal medya bağlantılarınızı, Facebook, Twitter, vs. TV üzerinden yürütüyorsunuz. İnternet ortamındaki tüm video içeriğine YouTube gibi rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz.
TÜRKİYE’NİN ALTYAPISI ÇOK KALİTELİ
Türkiye’nin bu konuda çok büyük bir potansiyeli var. Nereden mi biliyorum? Geçtiğimiz aylarda IFA Fuarı’nda Sony yetkilileri, yeni IPTV set üstü kutusunun Türkiye’de satışının dünya lansmanı ile birlikte başlayacağını söylediler. Bunun nedeni olarak da Türkiye’deki genişband altyapısının Avrupa’daki birçok ülkeden daha iyi olduğunun altını çizdiler. IPTV için olmazsa olmaz kaliteli genişband altyapısıydı çünkü… Ayrıca, Motorola Ev Aletleri Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Steve MacCafferty ve Alper Türken de bu konuda aynı düşünceleri paylaşıyorlar. Hatta Motorola’nın bu konuda özel bir araştırması bile bulunuyor. Bakın bu araştırmadan size ilginç rakamlar…
Türkler, sosyal medyaya haftada ortalama 12 saat ayırıyorlar. Bu rakam dünya ortalamasıyla aynı düzeyde… Türkler, izledikleri TV programını sosyal medya ortamında artık daha çok tartışıyorlar. 2010’da yüzde 44 olan oran, 2011’de yüzde 75’e çıkmış durumda. Türkler’in 2011’de Sosyal TV’ye ilgileri yüzde 75… Dünya ortalaması ise yüzde 58… Türkler’in yüzde 49’u evde olmadığı zaman mobil bir cihazdan TV izliyor. Dünya ortalaması ise yalnızca yüzde 37… Bu rakamlara bakınca gerek Türkiye’deki altyapının ne kadar gelişmiş, gerekse de bu altyapıyı kullanan Türkler’in aslında teknolojiye ne kadar yatkın olduklarını bir kere daha anlamış bulunuyoruz.
IPTV’DE LİDER ÜLKE: FRANSA
IPTV’nin dünyadaki durumuna baktığımızda yaklaşık 40 civarında telekom şirketinin bu hizmeti, 2010 yılı itibariyle sunmaya başladığını görüyoruz. Bu yılın başına kadar IPTV aboneleri yüzde 38 artmış görünüyor. Yaklaşık 45 milyon kadar IPTV abonesi var. Pazara baktığımızda, en büyük pazarın Batı Avrupa bölgesi olduğunu görüyoruz. Küresel abonelerin yüzde 40’ı Batı Avrupa’dan… Asya Pasifik bölgesi ise ikinci büyük Pazar olarak öne çıkıyor. Abonelerin yüzde 35’i de bu bölgeden. Ancak, Asya Pasifik bölgesindeki abonelerin sayısı Batı Avrupa’dan çok daha hızlı artıyor. Hatta iki katı daha hızlı bile diyebiliriz. Fransa, IPTV konusunda lider ülke (küresel abonelerin yüzde 23’üne sahip)… Çin, yüzde 16 ile Fransa’yı takip ediyor. Amerika’da da rakam aynı: Yüzde 16… Güney Kore’de yüzde 8 ve Japonya’da yüzde 4…
|
|