<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cem Kıvırcık &#187; Havadan sudan</title>
	<atom:link href="http://www.cemkivircik.com/category/genel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cemkivircik.com</link>
	<description>Söz uçar yazı kalır - Verba volant scripta manent...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 18:43:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Uçurtma</title>
		<link>http://www.cemkivircik.com/ucurtma-307</link>
		<comments>http://www.cemkivircik.com/ucurtma-307#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 20:03:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cemk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan kısa notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Özlü sözlerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemkivircik.com/?p=307</guid>
		<description><![CDATA[<p></p> <p>&#8220;İnsan yönetmek, uçurtma uçurmaya benzer. İpi sürekli gergin tutarsanız, ip kopar uçurtmanız düşer. Oysa uçurtma ustası ipi gerektiğinde salmasını bilmeli, uçurtmanın yükselmesine izin vermelidir.&#8221;</p> <p style="text-align: right;">Cem Kıvırcık (Aralık 2011)</p> ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.cemkivircik.com/wp-content/uploads/2012/01/RainbowKite5.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-309" title="RainbowKite5" src="http://www.cemkivircik.com/wp-content/uploads/2012/01/RainbowKite5-1024x467.jpg" alt="" width="640" height="291" /></a></p>
<p><em>&#8220;İnsan yönetmek, uçurtma uçurmaya benzer. İpi sürekli gergin tutarsanız, ip kopar uçurtmanız düşer. Oysa uçurtma ustası ipi gerektiğinde salmasını bilmeli, uçurtmanın yükselmesine izin vermelidir.&#8221;</em></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Cem Kıvırcık (Aralık 2011)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemkivircik.com/ucurtma-307/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şimdiki çocuklar harika!</title>
		<link>http://www.cemkivircik.com/simdiki-cocuklar-harika-301</link>
		<comments>http://www.cemkivircik.com/simdiki-cocuklar-harika-301#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 19:52:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cemk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan kısa notlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemkivircik.com/?p=301</guid>
		<description><![CDATA[<p></p> <p>Çocukken hepimize &#8220;gelecek&#8221; gözüyle bakıldı. &#8220;Yarının büyükleri&#8221; olarak hep emanetçisiydik geleceğin&#8230; Hep ne kadar harika olduğu söylenirdi, çocukların&#8230; Bugün orta yaşları da geride bıraktık, ağır ağır yaşlılığın kapısına dayandık&#8230; Ve hala çocuklar harika&#8230; İşte onlardan bir örnek&#8230;</p> <p>Bir dostumuzun yeğeni&#8230; Henüz ilkokulda, birinci sınıfta&#8230; Soruyorlar:</p> <p>&#8220;Nasıl gidiyor? Okumayı söktün mü?</p> <p>Bizimki, &#8220;Söküyorum&#8230;&#8221; diyor.</p> <p>- [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.cemkivircik.com/wp-content/uploads/2012/01/1191196_67173144.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-302" title="1191196_67173144" src="http://www.cemkivircik.com/wp-content/uploads/2012/01/1191196_67173144-1024x809.jpg" alt="" width="640" height="505" /></a></p>
<p>Çocukken hepimize &#8220;gelecek&#8221; gözüyle bakıldı. &#8220;Yarının büyükleri&#8221; olarak hep emanetçisiydik geleceğin&#8230; Hep ne kadar harika olduğu söylenirdi, çocukların&#8230; Bugün orta yaşları da geride bıraktık, ağır ağır yaşlılığın kapısına dayandık&#8230; Ve hala çocuklar harika&#8230; İşte onlardan bir örnek&#8230;</p>
<p>Bir dostumuzun yeğeni&#8230; Henüz ilkokulda, birinci sınıfta&#8230; Soruyorlar:</p>
<p>&#8220;Nasıl gidiyor? Okumayı söktün mü?</p>
<p>Bizimki, &#8220;Söküyorum&#8230;&#8221; diyor.</p>
<p>- &#8220;Peki, Ayşe söktü mü?&#8221;</p>
<p>- &#8220;Yok, o daha sökemedi&#8230;&#8221;</p>
<p>- &#8220;Mehmet?&#8221;</p>
<p>- &#8220;O söktü&#8221;</p>
<p>- &#8220;Fatma?&#8221;</p>
<p>- &#8220;Söktü&#8221;</p>
<p>- &#8220;İsmail?&#8221;</p>
<p>- &#8220;Kemal?&#8221;</p>
<p>- &#8220;Ha ooo! O zaten söküktü!&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemkivircik.com/simdiki-cocuklar-harika-301/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FATİH Projesi&#8217;nin anlatılmayan doğuş hikayesi</title>
		<link>http://www.cemkivircik.com/fatih-projesinin-anlatilmayan-dogus-hikayesi-293</link>
		<comments>http://www.cemkivircik.com/fatih-projesinin-anlatilmayan-dogus-hikayesi-293#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 15:51:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cemk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan sudan]]></category>
		<category><![CDATA[T3 yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[FATİH Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kocaeli Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tablet Bilgisayar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemkivircik.com/?p=293</guid>
		<description><![CDATA[<p> Başkan, o gün düzenli olarak yaptığı gibi kentin fakir mahallelerini ziyaret ediyor, insanlarla konuşuyor, dertlerini birinci elden dinleyerek yardımcı olmaya çalışıyordu. Dışarıdan gözüktüğü kadarıyla hali çok perişan bir evin önünde durdular. Kara, kuru ama gözleri ışıl ışıl bir kadın başkanı eve davet ediyordu. Başkan eve girdiğinde, sefaletin tüm duvarlara sindiğini kendi gözleriyle gördü. Evin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.cemkivircik.com/wp-content/uploads/2012/01/1324379501_Bas__n_Toplan__s___003.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-294" title="1324379501_Bas__n_Toplan__s___003" src="http://www.cemkivircik.com/wp-content/uploads/2012/01/1324379501_Bas__n_Toplan__s___003-1024x918.jpg" alt="" width="640" height="573" /></a><br />
Başkan, o gün düzenli olarak yaptığı gibi kentin fakir mahallelerini ziyaret ediyor, insanlarla konuşuyor, dertlerini birinci elden dinleyerek yardımcı olmaya çalışıyordu. Dışarıdan gözüktüğü kadarıyla hali çok perişan bir evin önünde durdular. Kara, kuru ama gözleri ışıl ışıl bir kadın başkanı eve davet ediyordu. Başkan eve girdiğinde, sefaletin tüm duvarlara sindiğini kendi gözleriyle gördü. Evin damı bir köşeden yıkılmış, tavandan gökyüzü görünüyordu. Naylon poşetlerle delik kapatılmaya çalışılmıştı ama delik öylesine büyüktü ki, kapamak mümkün bile değildi. Bir köşede serili yer yatağında inşaatlarda çalışan baba yatıyordu. Hastaydı, iş göremez hale gelmişti. Başkanı eve davet eden o gözleri parlayan kadın bir çırpıda ocakta çay demledi, başkana sundu… Evdeki çay bardakları maiyetin tamamına yetmemişti. Utandı gözlerini yere eğdi. Elleri başkalarının evinde temizlik yapmaktan kızarmış, kabarmıştı… Başkan bir anda kadının yanındaki küçük, cılız kızı fark etti… Öylesine sessiz, öylesine küçücüktü ki, kimsenin gözüne çarpmıyordu… Küçücük suratındaki kocaman delici gözlerini annesinden aldığı belliydi. Başkan, duvarda asılı duran okul üniformasını göstererek, “Bu senin mi? Kaça gidiyorsun bakayım?” diye sordu… Kız, utançla “6’ya…” diyebildi. Uzun yıllar öğretmenlik yapmış olan Başkan, eski bir öğrencisiyle karşılaşmış gibi “Gel yanıma şöyle… Ne istersin benden? Söyle bakalım…” dedi. Genellikle bu sorunun yanıtı, “Oyuncak, bebek, şeker, çikolata…” olurdu. Kız, sesini çıkarmıyordu… Küçük yüzü kızarmış, başı öne eğilmişti… Başkan, gülerek, “Bak” dedi, “Babanı, hastaneye yatırıyoruz, iyileşince ona iş de bulacağız. Evinizi de tamir ettireceğim. Kaymakam amcan da burada bak, onlar da size yardım edecekler. Şimdi söyle bakalım ne istersin…” Küçük kız, incecik sesiyle adeta fısıldadı: “Bilgi… sayar… Bilgisayar, Başkan Amca…”</p>
<p>Başkan, o evden ayrılıp makam otomobiline bindiğinde, evde birçok eksikleri olmasına rağmen kızın neden bilgisayar istediğini uzun uzun düşündü… Evet, o kız, o gün bilgisayar sahibi yapılmıştı ama onun gibi daha binlercesi vardı. Personelini toplayıp bir toplantı yaptı ve ilindeki tüm öğrencilerin bilgisayar sahibi olmaları için neler yapabilecekleri konusunda çalışma yapılmasını istedi… İşte o gün, Fatih Projesi’nin temeli atılmış oldu. O küçük kızın bilgisayar talebi, bir kartopunun çığa dönüşmesine neden oldu…</p>
<p>O günü anlatan Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun hala gözleri nemleniyor. 2009’da “Her Öğrenciye Bir Bilgisayar” sloganıyla başlayan bu kampanyada bugüne kadar 80 bin öğrenciye bilgisayar dağıtıldı. Beş yıl sürecek bu kampanya sonunda 130 bin öğrenci bilgisayar sahibi yapılmış olacak. Karaosmanoğlu, bu projeyi gerçekleştirirken yalnızca kendi kaynaklarını kullandıklarını, herhangi bir yardım almadıklarını, hatta ilk yıl yapılan alımda KDV de ödediklerini söylüyor. Bugüne kadar harcanan rakam neredeyse 40 milyon TL’ye yakın. Açık ve şeffaf bir ihale sistemleri olduğunu, basın da dâhil isteyen herkesin açık ihaleyi izleyebileceklerini söyleyen Başkan, piyasa değeri 1000-1200 TL olan bilgisayarları toplu alımla, 480-500 TL civarında bir rakama mal ettiklerini de özellikle belirtiyor.</p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’le Amerika’ya giderek, orada da yerinde incelemeler yaptığını söyleyen Karaosmanoğlu, Kocaeli’nde kurulacak olan “Bilişim Vadisi”nde çalışacak Ar-Ge elemanları, bugün o bilgisayar dağıttığımız çocuklar olacak…” derken yüzü gururla ışıldıyor. Kocaeli Belediyesi’nin dağıttığı bilgisayarları tedarik eden Exper firmasının Genel Müdürü Orhan Korkusuz, “Biz yerli üreticiler olarak, Fatih Projesi gibi dünya çapında bir proje için görev almaya hazırız.” mesajı veriyor.</p>
<p>Sanıyorum, 2012’de de Fatih Projesi gündemimizi meşgul edecek… Ben de bu satırların yazarı olarak, böyle bir projenin konuşulduğu, hatta kısmen gerçekleştirildiği bir ülkede yaşamaktan gurur duyuyorum. Ancak bir yandan da, kendime ve sizlere soruyorum… Böyle bir projeyi gerçekleştirirken tek bir platforma, tek bir donanıma, tek bir tedarikçiye bağlı kalmak, yani yumurtaların hepsini aynı sepete koymak ne kadar doğrudur?..</p>
<p>İhale şartnamesine göre platform farklılığı nedeniyle ihale dışında kalmak zorunda kalan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün Amerika’dayken “pahalı” diyerek baştan elediği, dünyanın şu anda en popüler tablet bilgisayarı Apple iPad’lerin Türkiye resmi dağıtıcısı Bilkom Genel Müdürü Cömert Varlık, konuyla ilgili neler söylüyor?  Şu anda iPad’lerin fiilen kullanıldığı Doğa Okulları’nda öğrenciler ne kadar mutlu?&#8230; İşte tüm bu soruların yanıtlarını gelecek ay bu köşede bulabilirsiniz…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemkivircik.com/fatih-projesinin-anlatilmayan-dogus-hikayesi-293/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Archos 80 G9: Tablet PC pazarındaki Fransız</title>
		<link>http://www.cemkivircik.com/archos-80-g9-tablet-pc-pazarindaki-fransiz-287</link>
		<comments>http://www.cemkivircik.com/archos-80-g9-tablet-pc-pazarindaki-fransiz-287#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 13:17:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cemk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan sudan]]></category>
		<category><![CDATA[T3 yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[80]]></category>
		<category><![CDATA[Archos]]></category>
		<category><![CDATA[G9]]></category>
		<category><![CDATA[tablet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemkivircik.com/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[<p>Adını 1988 yılında şirketi kuran Henri Crohas’tan alan Archos, taşınabilir medya ve depolama cihazları üreterek girdiği tüketici elektroniği piyasasında kısa zamanda büyük başarı kazandı. Özellikle pazarın büyük bir bölümüne hakim olan Uzakdoğu’ya karşı Avrupa’nın geride kalan birkaç önemli kalesinden biri olan Archos, Lidya Grup’un dağıtıcılığıyla Türkiye pazarına da giriyor. İlk etapta Archos’un ürettiği üç tablet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.cemkivircik.com/wp-content/uploads/2012/01/ARCHOS-80-G9_face.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-288" title="ARCHOS 80 G9_face" src="http://www.cemkivircik.com/wp-content/uploads/2012/01/ARCHOS-80-G9_face-1024x776.jpg" alt="" width="640" height="485" /></a>Adını 1988 yılında şirketi kuran Henri Crohas’tan alan Archos, taşınabilir medya ve depolama cihazları üreterek girdiği tüketici elektroniği piyasasında kısa zamanda büyük başarı kazandı. Özellikle pazarın büyük bir bölümüne hakim olan Uzakdoğu’ya karşı Avrupa’nın geride kalan birkaç önemli kalesinden biri olan Archos, Lidya Grup’un dağıtıcılığıyla Türkiye pazarına da giriyor. İlk etapta Archos’un ürettiği üç tablet modelini Türkiye’ye getiren Lidya Grup’un Genel Müdürü Bekir Öz, “2011 yılı sonunda dünya genelinde 42 milyon adet tablet PC satılacağı öngörülüyor. Archos’un Android tabanlı küresel tablet PC pazarında yılsonu hedefi %25 pazar payına ulaşmak” diyor. Doğrusu rekabetin bu kadar yoğun olduğu Android tabanlı Tablet PC pazarında, satan her dört tabletten, biri olma iddiası güçlü bir iddia…</p>
<p>Lidya Grup’un ülkemize getirdiği üç Tablet PC’den biri olan Archos 80 G9’u istedim özellikle test için… 8” ekran boyutu, ergonomik, ele oturan yumuşak kıvrımlı tasarımıyla Archos 80 G9, daha paketi açar açmaz kaliteli malzemesiyle “Ben buradayım!” diyordu adeta… Archos’un “Generation 9” (9. Nesil) olarak tanımladığı Tablet PC’lerden biri olan Archos 80’in kalbinde 1 ve 1.2 GHz turbo Çift Çekirdekli OMAP4 ARM CORTEX A9 işlemciler bulunuyor. Siz bu satırları okurken muhtemelen, Archos bu modellere ek olarak bir de 1.5 GHz turbo işlemcili modelleri de piyasaya çıkartmış olacak.</p>
<p>Birçok Android tablet, Honeycomb vizesi alamazken, Archos 80 G9, en son Honeycomb 3.2 ile huzura geliyor.  Bunun önemli bir artı olduğunu belirtmek gerek… WiFi özelliğinin yanı sıra 3G bağlantısı isteyenler için Archos, kendi özel tasarımı 3G USB aparatını ayrı olarak sunuyor. Aslında bu son derece pratik bir çözüm… Çünkü dileyenler bu aparatı isterlerse dizüstü bilgisayarlarında da kullanabiliyorlar. Aparat, Archos 80 G9’un arkasındaki özel yuvaya kolaylıkla yerleştirilebiliyor. Lakin Archos’un arkasındaki bu bölümü açmak biraz beceri istiyor. Sanıyorum tasarımcılar arka bölümdeki zeminin pürüzsüz yapısını bozmamak için bu bölüme parmakları kaydırmayacak kabartma bir yüzey eklememişler.</p>
<p>Archos’un 1024&#215;768 çözünürlüklü, 4 noktalı kapasitif ekranı hem seyir zevki, hem de dokunma hassasiyeti açısından oldukça başarılı… Birçok tablette bulunmayan mikro SD kart yuvası ve HDMI çıkışı Archos’un önemli avantajları arasında… 8 ve 16 GB flaş bellekli modelleri olan Archos 80 G9, pek yakında 250 GB’lık sabit diskiyle de piyasada yer alacak. Bu büyüklükteki bir depolama alanı, tabletler arasında büyük bir fark yaratacak gibi görünüyor.</p>
<p>Şu anda Darty Mağazaları’nda satışa sunulan Archos 80 G9’un tavsiye edilen satış fiyatı KDV dahil, 849 TL… 3G bağlantı aparatı ise ayrı olarak KDV dahil, 175 TL’ye satılıyor.</p>
<p><strong>Teknik Özellikler:</strong></p>
<p>•    Android 3.2 Honeycomb işletim sistemi<br />
•    Çift çekirdekli OMAP4 (@1.0GHz) işlemci, 3D OpenGL desteği<br />
•    8GB Memory +microSD<br />
•    Video Performansı: H.264 HD (HP@L4.2, 1080p@30 fps ve 1080i/720p@60 fps), MPEG-42 HD (SP/ASP@L6, 1080p@30 fps), WMV9/VC1 HD (AP@L3, 1080p@30 fps) Opsiyonel plug-in ile Cinema: MPEG2 HD (MP/HL, 1080p@30 fps)<br />
Yukarıdaki codecler sayesinde AVI, MP4, MOV, 3GP, MPG, PS, TS,VOB, MKV, FLV, RM, RMVB, ASF, WMV dosyalarını oynatabilirsiniz.<br />
•    Ses Performansı: MP3, WMA, WMA-Pro 5.1, WAV (PCM/ADPCM), AAC3, AAC+ 5.13, OGG Vorbis, FLAC<br />
•    Altyazı Desteği: .srt, .ssa, .smi, .sub<br />
•    WiFi (802.11 b/g/n), Bluetooth 2.1 bağlantıları<br />
•    HD (720p) video kayıt yapabilen ön kamera<br />
•    USB ve mini HDMI çıkışları<br />
•    Dahili Mikrofon, Hoparlör, Ayak,<br />
•    GPS, G-Sensör, Pusula, Titreşim Özelliği,<br />
•    Müzik için 36 saat, Video için 7 saat, Internet için 10 saat pil ömrü<br />
•    Ağırlık: 490 gr.<br />
•    Ölçüler: 226mm x 155.3mm x 11.7mm</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemkivircik.com/archos-80-g9-tablet-pc-pazarindaki-fransiz-287/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LG W980S: Boyut atlatan akıllı TV</title>
		<link>http://www.cemkivircik.com/lg-w980s-boyut-atlatan-akilli-tv-282</link>
		<comments>http://www.cemkivircik.com/lg-w980s-boyut-atlatan-akilli-tv-282#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 13:10:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cemk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan sudan]]></category>
		<category><![CDATA[T3 yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[LED TV]]></category>
		<category><![CDATA[LG]]></category>
		<category><![CDATA[SmartTV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemkivircik.com/?p=282</guid>
		<description><![CDATA[<p></p> <p>Duyurusu geçtiğimiz Ağustos’ta yapılan W980S’le, ya da tam adıyla LG W980S Nano Full LED Cinema 3D TV ile ilk karşılaşmamız, Berlin’de yapılan IFA’da olmuştu. Orada yer alan binlerce yeni teknoloji TV’nin yanında bile kendini göstermişti. Doğrusu birkaç ay sonra evimin salonunda göreceğimi pek sanmıyordum. Evet, bu tür ürün incelemelerini artık ev ortamında yapıyorum. Hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.cemkivircik.com/wp-content/uploads/2012/01/LG_LW980S_Smart_TV.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-283" title="LG_LW980S_Smart_TV" src="http://www.cemkivircik.com/wp-content/uploads/2012/01/LG_LW980S_Smart_TV-1024x581.jpg" alt="" width="640" height="363" /></a></p>
<p>Duyurusu geçtiğimiz Ağustos’ta yapılan W980S’le, ya da tam adıyla LG W980S Nano Full LED Cinema 3D TV ile ilk karşılaşmamız, Berlin’de yapılan IFA’da olmuştu. Orada yer alan binlerce yeni teknoloji TV’nin yanında bile kendini göstermişti. Doğrusu birkaç ay sonra evimin salonunda göreceğimi pek sanmıyordum. Evet, bu tür ürün incelemelerini artık ev ortamında yapıyorum. Hem daha doğal bir inceleme oluyor, hem eve gidip gelen misafirlerin de görüşlerini alıyorum. 55” yani 139 cm büyüklüğündeki TV, biri bayan iki kişi tarafından kapıdan girdiğinde “Amanınn!” demekten alamadım kendimi. Hanım, benim bu elektronik sevgime pek ortak olmadığı için, yine her zamanki gibi “Ne zaman gidecek bu?” diye soracak sanıyordum. Oysa “Muhteşem Yüzyıl” ekrana gelir gelmez yüzünü kefif dolu bir gülümseme aldı. Ertesi gün kayınvalidem ve kayınpederim de eve geldiler. Özellikle kayınvalidem çok mutlu oldu. Ancak, benim bir tarafım hüzünlüydü&#8230; Bizim emektar 42” LG LE5300 bir köşede öylece sessiz duruyordu. Sanki bir an önce şu “55” W980S gitsin!” der gibiydi.</p>
<p><strong>TEK DÜĞMEYLE 3. BOYUTA GEÇİŞ</strong></p>
<p>W980’in en önemli özelliği, normal iki boyutlu yayını, ya da video görüntülerini tek tuşla üç boyuta taşıyabilmesi. Yani, diyelim ki, TV’de yayınlanan maçı 3D izlemek istiyorsunuz. Yapacağınız tek şey, kumandanın 3D tuşuna basmak ve TV kutusundan çıkan pasif 3D gözlüklerinden birini giymek. Bu arada bu modelin, Avrupa TUV’den ve Intertek’ten “Titreşimsiz” sertifikası aldığını bir kez daha hatırlatalım. Ayrıca görüntü akışının daha yumuşak olmasını sağlayan TruMotion 400 Hz, Magic Motion uzaktan kontrol ve bütünleşik WiFi ve DLNA 1.5 desteği de W980S’i hem “smart” hem de “connected” yapıyor.  TV’nin bu özelliği açıkçası beni 3D olmasından çok daha fazla etkiledi diyebilirim. Evdeki kablosuz ağımı hemen bulan W980S, bir anda bir TV’den çok daha fazla bir cihaza dönüştü&#8230; Öncelikle Facebook ve Twitter gibi sosyal medya hesaplarınızı 140 ekran bir TV’den yönetmenin keyfini düşünebiliyor musunuz? Hemen bu hesaplarımın ayarlarını yaptım. Ancak Facebook için “tvfacebook.lge.com” adresine giderek facebook hesabınızı tanımlamanız gerekiyor. Buradan alacağınız yeni kullanıcı adı ve pin numarasıyla hesabınızı yönetebiliyorsunuz. Bunun dışında Youtube, Picasa, MLB.tv, I-Play TV, AccuWeather.com, Viewster, FunSpot ve vTuner gibi uygulamalar da mevcut&#8230; Özellikle Picasa’ya yüklemiş olduğunuz resimleri anında TV’de görmek hoş bir duygu. Bu uygulamaların yer aldığı ekranın hemen alt bölümünde özel LG uygulamalarının bulunduğu LG Apps, Web Tarayıcısı, Medya Bağlantısı, Spot The Not ve Agent Sudoku gibi uygulamalar bulunuyor. Bu bölüme yeni uygulamalar de ekleyebiliyorsunuz. Özellikle LG uygulamaları TV’nizin ufuklarını genişletiyor.</p>
<p>Son olarak kişisel yorumum LG W980S, TV almayı düşünenler tarafından listede bulunması gereken bir TV… Fiyat/performans olarak bakıldığında Türkiye’deki satış fiyatı gayet makul görünüyor. Film ve maç izlerken ve özellikle oyun oynarken başından ayrılamayacağınız bir ürün. Tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemkivircik.com/lg-w980s-boyut-atlatan-akilli-tv-282/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TV’nizi internete bağlamaya hazır mısınız?</title>
		<link>http://www.cemkivircik.com/tv%e2%80%99nizi-internete-baglamaya-hazir-misiniz-264</link>
		<comments>http://www.cemkivircik.com/tv%e2%80%99nizi-internete-baglamaya-hazir-misiniz-264#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 09:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cemk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan sudan]]></category>
		<category><![CDATA[T3 yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Connected TV]]></category>
		<category><![CDATA[LG W980S]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemkivircik.com/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[<p>CEM KIVIRCIK – Aralık 2011</p> <p>Yaklaşık 10 yıl kadar önce daha dial-up bağlantıdan genişbanda geçmemişken “convergence” (yakınsama) kavramı çok yaygınlaşmıştı. Yakınsama kabaca, telefon, televizyon ve bilgisayarın karasal ve mobil hatlar üzerinden birleşmesiydi. Daha sonra “üçlü oyun” ve mobil genişbandın gelişmesiyle de “dörtlü oyun” kavramlarından söz edilmeye başlandı. Bugün yakınsama gerçekleşti ve ülkemizde operatörler, “dörtlü oyun” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CEM KIVIRCIK – Aralık 2011</strong></p>
<p>Yaklaşık 10 yıl kadar önce daha dial-up bağlantıdan genişbanda geçmemişken “convergence” (yakınsama) kavramı çok yaygınlaşmıştı. Yakınsama kabaca, telefon, televizyon ve bilgisayarın karasal ve mobil hatlar üzerinden birleşmesiydi. Daha sonra “üçlü oyun” ve mobil genişbandın gelişmesiyle de “dörtlü oyun” kavramlarından söz edilmeye başlandı. Bugün yakınsama gerçekleşti ve ülkemizde operatörler, “dörtlü oyun” hizmetini abonelerine sunmaya çalışıyorlar. Özellikle bir “yakınsama şirketi” olduğunu sürekli hatırlatan Türk Telekom Grubu, kendisine bağlı Avea ve TTNET’le “dörtlü oyun” konusunda önemli çalışmalar yürütüyor. Özellikle TTNET’in internet üzerinden video servisi verdiği TiviBu önemli bir hizmet… Ancak bu hizmetin gelişmesi gerekiyor. Ayrıca BTK’nın 3. çeyrek raporuna baktığımızda Türkiye’de IPTV abone sayısının henüz 27 bin olduğunu görüyoruz.</p>
<p>Araştırmalar 2015’e kadar “connected” TV’lerin bugüne oranla yüzde 76 artacağını söylüyor. Peki, bir “connected” TV ile neler yapabiliyorsunuz? Bilgisayarınızla yapabildiğiniz hemen her şeyi TV ekranından yapabiliyorsunuz. Sosyal medya bağlantılarınızı, Facebook, Twitter, vs. TV üzerinden yürütüyorsunuz. İnternet ortamındaki tüm video içeriğine YouTube gibi rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz.</p>
<p><strong>TÜRKİYE’NİN ALTYAPISI ÇOK KALİTELİ</strong></p>
<p>Türkiye’nin bu konuda çok büyük bir potansiyeli var. Nereden mi biliyorum? Geçtiğimiz aylarda IFA Fuarı’nda Sony yetkilileri, yeni IPTV set üstü kutusunun Türkiye’de satışının dünya lansmanı ile birlikte başlayacağını söylediler. Bunun nedeni olarak da Türkiye’deki genişband altyapısının Avrupa’daki birçok ülkeden daha iyi olduğunun altını çizdiler. IPTV için olmazsa olmaz kaliteli genişband altyapısıydı çünkü… Ayrıca, Motorola Ev Aletleri Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Steve MacCafferty ve Alper Türken de bu konuda aynı düşünceleri paylaşıyorlar. Hatta Motorola’nın bu konuda özel bir araştırması bile bulunuyor. Bakın bu araştırmadan size ilginç rakamlar…</p>
<p>Türkler, sosyal medyaya haftada ortalama 12 saat ayırıyorlar. Bu rakam dünya ortalamasıyla aynı düzeyde… Türkler, izledikleri TV programını sosyal medya ortamında artık daha çok tartışıyorlar. 2010’da yüzde 44 olan oran, 2011’de yüzde 75’e çıkmış durumda. Türkler’in 2011’de Sosyal TV’ye ilgileri yüzde 75… Dünya ortalaması ise yüzde 58… Türkler’in yüzde 49’u evde olmadığı zaman mobil bir cihazdan TV izliyor. Dünya ortalaması ise yalnızca yüzde 37… Bu rakamlara bakınca gerek Türkiye’deki altyapının ne kadar gelişmiş, gerekse de bu altyapıyı kullanan Türkler’in aslında teknolojiye ne kadar yatkın olduklarını bir kere daha anlamış bulunuyoruz.</p>
<p><strong>IPTV’DE LİDER ÜLKE: FRANSA</strong></p>
<p>IPTV’nin dünyadaki durumuna baktığımızda yaklaşık 40 civarında telekom şirketinin bu hizmeti,  2010 yılı itibariyle sunmaya başladığını görüyoruz. Bu yılın başına kadar IPTV aboneleri yüzde 38 artmış görünüyor. Yaklaşık 45 milyon kadar IPTV abonesi var. Pazara baktığımızda, en büyük pazarın Batı Avrupa bölgesi olduğunu görüyoruz. Küresel abonelerin yüzde 40’ı Batı Avrupa’dan… Asya Pasifik bölgesi ise ikinci büyük Pazar olarak öne çıkıyor. Abonelerin yüzde 35’i de bu bölgeden. Ancak, Asya Pasifik bölgesindeki abonelerin sayısı Batı Avrupa’dan çok daha hızlı artıyor. Hatta iki katı daha hızlı bile diyebiliriz. Fransa, IPTV konusunda lider ülke (küresel  abonelerin yüzde 23’üne sahip)… Çin, yüzde 16 ile Fransa’yı takip ediyor. Amerika’da da rakam aynı: Yüzde 16… Güney Kore’de yüzde 8 ve Japonya’da yüzde 4…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemkivircik.com/tv%e2%80%99nizi-internete-baglamaya-hazir-misiniz-264/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar çalar… Steve Jobs’a saygı duruşu…</title>
		<link>http://www.cemkivircik.com/iyi-sanatcilar-kopyalar-buyuk-sanatcilar-calar%e2%80%a6-steve-jobs%e2%80%99a-saygi-durusu%e2%80%a6-260</link>
		<comments>http://www.cemkivircik.com/iyi-sanatcilar-kopyalar-buyuk-sanatcilar-calar%e2%80%a6-steve-jobs%e2%80%99a-saygi-durusu%e2%80%a6-260#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Dec 2011 09:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cemk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan sudan]]></category>
		<category><![CDATA[T3 yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Apple]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Gates]]></category>
		<category><![CDATA[Eric Schmidt]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Jobs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemkivircik.com/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[<p></p> <p>CEM KIVIRCIK &#8211; Kasım 2011</p> <p>Steve Jobs, geçtiğimiz ay, Palo Alto Kaliforniya’daki evinde sekiz yıldır boğuştuğu pankreas kanserine bağlı olarak, yaşadığı solunum yetmezliği nedeniyle henüz 56 yaşındayken, hayata gözlerini yumdu… Ölümünden bir gün önce ise, kaderin cilvesi son eseri iPhone4S’in dünya lansmanı yapıldı. Sanki bir şekilde o güne kadar hayata tutundu Jobs… Ve sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.cemkivircik.com/wp-content/uploads/2011/12/Steve_Jobs.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-279" title="Steve_Jobs" src="http://www.cemkivircik.com/wp-content/uploads/2011/12/Steve_Jobs.png" alt="" width="724" height="406" /></a></p>
<p><strong>CEM KIVIRCIK &#8211; Kasım 2011</strong></p>
<p>Steve Jobs, geçtiğimiz ay, Palo Alto Kaliforniya’daki evinde sekiz yıldır boğuştuğu pankreas kanserine bağlı olarak, yaşadığı solunum yetmezliği nedeniyle henüz 56 yaşındayken, hayata gözlerini yumdu… Ölümünden bir gün önce ise, kaderin cilvesi son eseri iPhone4S’in dünya lansmanı yapıldı. Sanki bir şekilde o güne kadar hayata tutundu Jobs… Ve sonra sonsuza yolculuğu başladı.</p>
<p>CEO’luk maaşı yılda bir dolar olmasına rağmen kişisel serveti 7 milyar dolar civarındaydı… Ve yönettiği şirketin kasasında 80 milyar doları aşkın nakit bulunuyordu. St. Croix siyah balıkçı yaka kazağı, Levi’s 501 blucini ve New Balance 911 ayakkabıları adeta onun üniforması gibiydi… 1998’de geçici olarak Apple CEO’su olarak döndüğünde böyle giyinmeye karar vermişti ve son gününe kadar üniformasını üzerinden çıkartmadı…</p>
<p>Buluş sahibi, ya da buluş sahibi ortağı olarak Amerikan patent dairesinde 342 başvurusu bulunan Jobs, aynı zamanda 43 onaylanmış buluşun da resmi sahibi olarak görünüyor. İddialara göre ölümünden 10 yıl sonra dahi, Apple’ı zirvede tutacak ürünlerin prototipleri çoktan hazırlanmış, şartların olgunlaşmasını bekliyor.</p>
<p>1994 yılında, Steve Jobs, bir röportajında Picasso’nun “İyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar çalar” özdeyişini kullanarak aslında son derece önemli bir özeleştiri yapmıştı… Aslında Gates ve Jobs’ın yolları, Xerox Palo Alto Research Center (PARC)’da kesişiyordu. Xerox PARC’da gördükleri fare kontrollü grafik ara yüzlü işletim sistemi Macintosh ve Windows’un temelini oluşturuyordu. Gates, her ne kadar bu konuyla ilgili “zengin komşu” metaforu yapsa da, “Silikon Vadisi Korsanları” filminde de anlatıldığı gibi, o da gördüklerinden esinlenmişti. Jobs, PARC’ı ziyaret ettiği günü dün gibi hatırladığını söylüyordu bir açıklamasında… “Bana gerçekten üç şey gösterdiler” diyordu. Ancak ilkiyle gözlerim öylesine körleşmişti ki, diğer ikisini göremedim bile. Gösterdikleri şeylerden biri nesnel yöneltimli programlama idi ve göremedim bile… Diğeri ise ağa bağlı bilgisayar sistemiydi. 100’den fazla birbirine bağlı Alto bilgisayarı e-posta vs. gönderiyorlardı. İnanın görmedim bile. Gösterdikleri grafiksel kullanıcı ara yüzü kör etmişti beni. O güne kadar gördüğüm en mükemmel şey olduğunu düşünüyordum. Şimdi hatırlıyorum da çok kusurluydu aslında. Gördüğümüz şey tamamlanmamıştı, bir sürü şey yanlış yapılmıştı. O zamanlar bunun çok farkında değildik ama ben bir gün bütün bilgisayarların böyle çalışacağından çok emindim…”</p>
<p>80’lerin başında Jobs, Gates’in yardımına ihtiyaç duydu. O günlerde IBM’ler için MS-DOS’u hazırlayan Gates, Mac’in ilk yazılım geliştiricisi olarak davet edildi. Microsoft’la anlaşma yapıldığında yazılım geliştiricilerden Andy Hertzfeld, Jobs’ı Gates’in fikirlerini çalabilecekleri ve PC’ye uyarlayabilecekleri konusunda uyardı. Ama Jobs, Gates’e söz verdirmişti. Mac, piyasada bir yılını doldurmadan önce Microsoft, fare kontrollü, grafik ara yüzlü bir işletim sistemi çıkartmayacaktı. Ama 1983’te Microsoft, Windows’la büyük bir çıkış yaptı… O gün, Steve Jobs, çılgına dönmüştü… “Onu yarın öğlene kadar bu odada görmek istiyorum, yoksa…” diye çınlatıyordu ortalığı. Ertesi gün Gates, tek başına geldi. 10 kadar Apple çalışanı tarafından etrafı çevrilmişti. Jobs, doğrudan konuya girdi: “Bizi soyuyorsun!” diye kükredi. Gates, sakince Jobs’ın gözlerinin içine bakarak, o tiz sesiyle “İyi de Steve, bence burada birden fazla bakış açısı var. Bana kalırsa ikimizin de Xerox adlı zengin bir komşumuz var ve onun evine televizyonunu çalmak için girdiğimde, baktım ki sen televizyonu çoktan çalmışsın.” 1988’te Apple, Microsoft’u dava ettiyse de, altı yıl kadar sonra mahkeme davayı düşürdü.</p>
<p>Kaderin garip cilvesi yıllar sonra Jobs, yine fikir hırsızlığıyla suçladığı bir başka teknoloji ikonuyla karşılaşıyordu… Google ve Android’den iliklerine kadar nefret etmesinin ve “Apple’ın tüm kaynaklarını onları yok etmek için kullanacağım” ifadesinin arkasında tek isim vardı: Eric Schmidt… 2001’de Google’ın yönetim kurulu başkanı ve CEO’su olan Schmidt, 2006 yılında Apple’ın yönetim kurulunda yer alıyordu. Ancak 2009’da iki şirket arasındaki “çıkar çatışması” nedeniyle, Apple’daki görevini bırakmak zorunda kaldı. İşte tam o noktada daha önce işletim sistemi alanına girmeyeceklerini söyleyen Schmidt’ten Android bombası geldi. Hele iOS’taki yazılım çubuğu ve çimdikle zum yapma gibi özelliklerin de Android işletim sisteminde bulunuyor olması, Schmidt’i adeta Apple’ın içine yuvalanmış bir casus durumuna getirdi. Jobs, Gates’ten sonra yeni düşmanını bulmuştu artık: Eric Schmidt…</p>
<p>Çalmanın ve çalanların bolca olduğu, kısa ama dopdolu bir hayata imza atan Jobs’ın cenazesi aile arasında düzenlenen küçük törenle 7 Ekim 2011 günü yapıldı ve Palo Alto’da Alto Mesa Memorial Park mezarlığına defnedildi. Kaliforniya’da 16 Ekim günü “Steve Jobs Günü” ilan edildi…</p>
<p>Huzur içinde uyu Steve!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemkivircik.com/iyi-sanatcilar-kopyalar-buyuk-sanatcilar-calar%e2%80%a6-steve-jobs%e2%80%99a-saygi-durusu%e2%80%a6-260/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tablet savaşları ve Intel “outside”!</title>
		<link>http://www.cemkivircik.com/tablet-savaslari-ve-intel-%e2%80%9coutside%e2%80%9d-257</link>
		<comments>http://www.cemkivircik.com/tablet-savaslari-ve-intel-%e2%80%9coutside%e2%80%9d-257#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Dec 2011 09:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cemk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan sudan]]></category>
		<category><![CDATA[T3 yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Intel]]></category>
		<category><![CDATA[Mango]]></category>
		<category><![CDATA[Microsoft]]></category>
		<category><![CDATA[QualComm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemkivircik.com/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[<p>CEM KIVIRCIK &#8211; Ekim 2011</p> <p>Almanya Berlin’de, IFA’nın güney giriş önünde duruyorum. Meydanda koca harflerle yazılmış IFA logosu ve tam girişte yer alan dev çamaşır makinesi karşılıyor ziyaretçileri. Bakıyorum da, geçen yıldan bu yana hiçbir şey değişmemiş, her şey aynı gibi… Fuarın dışında yer alan direklerde dalgalanan Vestel bayrakları gururumu okşuyor. Sony Avrupa yöneticisi Nico, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CEM KIVIRCIK &#8211; Ekim 2011</strong></p>
<p>Almanya Berlin’de, IFA’nın güney giriş önünde duruyorum. Meydanda koca harflerle yazılmış IFA logosu ve tam girişte yer alan dev çamaşır makinesi karşılıyor ziyaretçileri. Bakıyorum da, geçen yıldan bu yana hiçbir şey değişmemiş, her şey aynı gibi… Fuarın dışında yer alan direklerde dalgalanan Vestel bayrakları gururumu okşuyor. Sony Avrupa yöneticisi Nico, Vestel’den söz ederken “Alman firması” diyecek oluyor ki, hemen düzeltiyorum keyifle… “Vestel bir Türk firması, tıpkı Beko ve hatta Grundig gibi…” diyorum. Çocukluğumda satın aldığımız Grundig marka makaralı teyp geliyor aklıma. Bu topraklara “işçi” olarak gelen insanlarım artık “patron”…</p>
<p>Kırmızı halıların üzerinden içeri süzülüyorum, teknolojik yeniliklerden nasibimi almak için… Tam 140.200 metrekarelik bir alanı karış karış gezmeye hazırım. En çok merak ettiğim ürünler arasında Sony’nin tabletleri birinci sırada yer alıyor. Aynalarla bezenmiş sütunların arasında çalışan sis makinelerinin eşliğinde şirket CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Sir Howard Stringer’ın açılış konuşmasını izliyorum. “Bu yıl sel bastı, dümdüz olduk, hack’lendik ve yandık. Ama hepsi geride kaldı…” diyor. Sonra da soruyor karşısındaki topluluğa: “Tamam Apple, iPad yapabilir de, film çekebilir mi?.. Samsung TV yapabilir ama hani müzik yapımcıları?.. Warner Bros da harika filmler yapıyor ama hem sanatçılara, hem de mühendislere sahip yalnızca bir şirket var…” Stringer, elbette bu sözleriyle Sony’yi kastediyor. Sıra, tablete gelince de, “Kimin daha önce yaptığının değil, kimin daha iyi yaptığının önemli olduğunu kanıtlayacağız…” diyerek Apple’a meydan okuyor ve “Tablet Savaşı”nı başlatıyor.</p>
<p>… Ve tabletler çıkıyor ortaya… Sony VAIO P serisinin devamı niteliğinde tabletlerden birine P, ötekine ise S kodu verilmiş. Tablet S, hani dergiyi okurken katlarsınız ya, Sony mühendisleri tarafından öyle tasarlanmış. Ergonomik olarak tek elinizle tutarken zorlanmıyorsunuz, hani tabiri caizse ele geliyor. Tablet P ise, iç cebinize sığacak büyüklükte ve katlanabiliyor. Tablet S bir eğlence hub’ı olarak planlanmış. Evin içindeki networkte yer alan tüm cihazlardaki medyaları, tabletten kontrol edebiliyorsunuz. Tabletin üzerinde yer alan özel infrared bölüm sayesinde markası ne olursa olsun, evdeki cihazların uzaktan kumandalarını ele geçirebiliyor ve tüm kontrolleri tabletinizden yapabiliyorsunuz. Üzerinde 3.2’ye terfi edilmeye hazır Android Honeycomb 3.1 işletim sistemi bulunuyor. Tabii Sony’ye özel uygulamalarla birlikte…</p>
<p>“Tablet Savaşı” yalnızca Apple ve Sony arasında geçmeyecek elbette … IFA’da öteki teknoloji devleri de tabletleriyle arz-ı endam ediyordu. Güney Koreli Samsung, Galaxy Tab ile Avrupa’da yaşadığı sıkıntıyı Super Amoled Plus görüntü kalitesine sahip 7.7 inçlik modeliyle bir nebze olsun hafifletmek istiyordu ki, teşhir edilen ürünler bir anda toparlandı, etraftaki ürün tanıtım posterlerinin üzeri örtüldü. Alınan bilgilere göre Apple’ın davasıyla Samsung Galaxy Tab 10.1 için alınan karar, Samsung Galaxy Tab 7.7’yi de etkiliyordu. Alman görevlilerin uyarısıyla Samsung tezgahları boşaltıldı ve 7.7’yi görmek isteyen ziyaretçiler hüsrana uğradılar. Doğrusu, 10.1’den daha hafif ve ince olan, üzerinde 1.4 GHz çift çekirdekli işlemcisi, Android 3.2 Honeycomb işletim sistemiyle 7.7 de görülmeye değerdi hani…<br />
Toshiba da bu savaşta güçlü bir silaha sahipti: AT 200… İnce ve hafif yapısıyla dikkatleri üzerine toplayan AT 200, özellikle micro USB, micro-SD card slotu, ve micro-HDMI portlarıyla farklılığını gösterdi. Elbette, AT 200’de de Android 3.2 Honeycomb işletim sistemi bulunuyor.</p>
<p>Görünen o ki, tablet bilgisayarlar günlük hayatımızda etkisini daha çok arttıracak gibi görünüyor. Bu yazıyı hazırlarken Lenovo da Ideapad K1 ve Thinkpad adını verdiği iki tablet modeliyle ilgili bir lansman toplantısı yaptı. Lenovo yöneticileri Thinkpad modelinin kurumsal kullanıcıların beklentilerine göre tasarlandığını belirttiler. Ekran çözünürlüğü 1200&#215;800 olan tabletin, film oynatırken mini HDMI bağlantısıyla TV’de 1080 p full HD görüntü sunması önemli bir özellik…</p>
<p>Tüm bu tabletlere baktığımızda, yaklaşık 30 yıldır hayatımızda var olan PC yani kişisel bilgisayarlarda iki şeyin eksik olduğunu görüyoruz. Bunlardan biri işlemci… Zaman içinde pazarı domine eden ve en yakın rakibi AMD karşısında uzak ara lider olan Intel, tabletlerde kendine yer arıyor. NVIDIA ve Qualcomm bu pazardaki önemli rakipler… Hatta Qualcomm’un İstanbul’da yaptığı IQ 2011 etkinliğinde “Intel outside” esprisi yapılıyordu.</p>
<p>Bir başka eksik ise bir zamanlar dünya üzerindeki kişisel bilgisayarlarda kullanım oranı yüzde 90’ların üzerinde olan Microsoft işletim sistemi… Tabletlerdeki Android hâkimiyeti yüzde 90’ların üzerinde Microsoft’un aleyhine görünüyor. Bakalım Intel ve Microsoft, neler yapacak? Internet tarayıcılarının ilk günlerinde Netscape Navigator’ı, Internet Explorer tarayıcısıyla piyasadan silen Microsoft, Mango’yla dengeleri değiştirmek için harekete geçti bile… Bakalım bu savaşın galibi kim olacak?</p>
<p><em><strong>Yazarın notu:</strong> Bu yazıyı kaleme aldıktan birkaçı ay sonra Intel Teknolojiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Justin Rattner ile görüşme fırsatı buldum ve Intel&#8217;in tabletler konusundaki işlemci politikasını sordum. Rattner, iPad dışında bir tabletin neredeyse olmadığını düşünüyordu. Doğrusu Intel, kuantum, bio-işlemciler, vs. konusuna o kadar odaklanmıştı ki, sanırım tabletler onlara Amerikanca &#8220;peanuts&#8221;, yani fındık, fıstık gibi geliyordu. Ancak durumun akıllı telefonlarla ilgili olarak biraz daha farklı gelişeceğini düşünüyorum.</em> <em>QualComm atı Üsküdar sırtlarına kadar götürmezse tabii&#8230;</em></p>
<p><em><strong>Yazarın notu (2):</strong> Rattner&#8217;dan sonra Microsoft Windows Pazarlama Grup Müdürü Onur Altıntaş ile Microsoft Kurumsal İletişim Müdürü Behice Funda&#8217;nın da katıldığı bir öğlen yemeği randevusunda bir araya geldik ve bu konu gündeme geldi. Onur Bey, Windows 8&#8242;le birlikte Intel&#8217;in de tabletler için özel bir çalışma yaptığını, hatta bu konuda çok yakın bir işbirliklerinin olduğunu belirtti. Ancak Intel, bu konuda yalnız değil&#8230; Çünkü ARM da Windows 8 için özel bir hazırlık içinde&#8230;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemkivircik.com/tablet-savaslari-ve-intel-%e2%80%9coutside%e2%80%9d-257/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>iPad2’yse, iPad2!.. Ne var, ben de aldım!..</title>
		<link>http://www.cemkivircik.com/ipad2%e2%80%99yse-ipad2-ne-var-ben-de-aldim-253</link>
		<comments>http://www.cemkivircik.com/ipad2%e2%80%99yse-ipad2-ne-var-ben-de-aldim-253#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Dec 2011 12:11:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cemk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan sudan]]></category>
		<category><![CDATA[T3 yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Apple]]></category>
		<category><![CDATA[iPad 2]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Jobs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemkivircik.com/?p=253</guid>
		<description><![CDATA[<p>CEM KIVIRCIK &#8211; Eylül 2011</p> <p>Tamam, itiraf ediyorum, ben de bir iPad2 sahibi oldum. Öyle en üst modelinden filan değil, en mütevazı olanından, 16GB WiFi ve beyaz… Açıkçası, geçtiğimiz günlerde Almanya’da niyetlenmiştim. Sevgili rehberimiz bizi Münih’te serbest bıraktıktan sonra, hemen bir Saturn bulduk meydanda. Doğrudan iPad’lerin satıldığı reyona gittim, istediğim ürünün fiyatı 479 Euro’ydu… “Smart [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CEM KIVIRCIK &#8211; Eylül 2011</strong></p>
<p>Tamam, itiraf ediyorum, ben de bir iPad2 sahibi oldum. Öyle en üst modelinden filan değil, en mütevazı olanından, 16GB WiFi ve beyaz… Açıkçası, geçtiğimiz günlerde Almanya’da niyetlenmiştim. Sevgili rehberimiz bizi Münih’te serbest bıraktıktan sonra, hemen bir Saturn bulduk meydanda. Doğrudan iPad’lerin satıldığı reyona gittim, istediğim ürünün fiyatı 479 Euro’ydu… “Smart cover” için de 70 Euro isteniyordu. Kasaya gittim, kartımı uzattım. Kasiyer kız önce Almanca bir şeyler söyledi. Sonra birden Türkçe’ye döndü. Açıkçası neden önce Türkçe konuşmadığına o kadar takmadık, çünkü ben o sırada sevgili bankama ve çalışanlarına sevgi ve saygımı kendi yöntemimle ifade etme durumundaydım. Bankama 50 kere talimat vermeme rağmen, kartımı yurtdışında kullanıma açmadıkları için bir kez de burada anmak istiyorum kendilerini fırsattan istifade…</p>
<p>Almanya’dan elim boş gelince, motivasyonum iyice kırılmıştı. Aslında daha önce ilk çıktığı zamanlar iPad’i Edinburgh’da satın alıyordum ki, kulakları çınlasın bir arkadaşım “Ağabey boşveeer ya, ne yapacaksın…” diye vazgeçirdi beni… Ancak, bir iPad2 sahibi olmak zorundaydım… Zorunda mıydım? Evet… Nedense kendimi öyle hissediyordum. Steve Jobs, bana bu ürünü satmıştı. Zaten iPhone da hayatıma öyle girmemiş miydi? Gerçekten ihtiyacım var mıydı, satın almak zorunda mıydım? Hala yanıtını tam olarak veremediğim sorular bunlar…</p>
<p>İstanbul’a gelince, canım sıkıldığında sıkça yaptığım bir şeyi yaptım ve sahibinden.com’da fiyatları incelemeye başladım… Ve bir anda aradığımı buldum… Beyaz iPad 16GB, WiFi, smart cover, screen guard, arka kapak silikon koruyucusu, özel deri taşıma çantası, Bluetooth klavye ve fotoğraf makinesi bağlama kitiyle, hem de kutusunda açılmamış olarak satılıyordu. Hemen bir teklif yaptım ve iyi sayılabilecek bir rakama tüm seti satın aldım. Eve gelir gelmez tüm kişisel bilgilerimi girdim. Mail ayarları, kişiler uygulamasının senkronizasyon işleri derken acayip eğlenmeye başladım.</p>
<p>iTunes ile eşleşirken, iPhone için yüklemiş olduğum uygulamalar da iPad2’ime yüklendi. Ancak bazı uygulamaların çözünürlükleri, iPhone ve iPad için değişiyordu. Bazı uygulamaların iPad versiyonlarını yüklerken, bazı uygulamaların “HD” versiyonlarının olmaması üzücüydü… Mesela Facebook gibi…</p>
<p>Sosyal medyadan izleyen arkadaşlarım, bana mutlaka yüklemem gereken uygulamalarla ilgili bilgiler verdiler. Bazıları da, mutlaka iOS 5 yüklememi, bu takdirde adeta kendimi iPad3 kullanır gibi hissedeceğimi söylediler. Doğrusu ben henüz sürüm yükseltme işlemi yapmadım. Şimdi “udid” kaydıyla filan uğraşmaya açıkçası üşeniyorum. Ama yakın gelecekte güncelleme kaçınılmaz olacak gibi görünüyor.</p>
<p>İlk yüklediğim uygulamalar arasında “Pages” vardı. “Pages” çok kullanışlı bir kelime işlemci, hatta daha ötesi, küçük çaplı bir masaüstü yayıncılık uygulaması… Yazı yazmak durumunda kaldığımda “Pages”i kullanıyorum. Sonra bir de “Garage Band” var ki, muhteşem bir uygulama… Birkaç dakika içinde müthiş bir beste yaptım, bu sezon listeleri altüst etmeyi düşünüyorum.</p>
<p>iPad2’yi satın aldığım ilk hafta sonu, koltuğumun altına takıp, Cihangir’deki çınar altı kahvelerinden birinin bahçesine oturdum ve bir adaçayı söyleyerek iPad2’mle yazımı yazmaya koyuldum. Masada ayrıca bir iPhone4 ve Blackberry 9700 Bold duruyordu ekstradan… Açıkçası, o masalarda sıkça görmeye alıştığımız dizi oyuncuları kadar ilgi topladım dersem yalan olmaz… Arada şöyle çaktırmadan etrafa baktığımda, çevremden gıpta dolu bakışlarla karşılaşıyordum. Teknolojinin bir yüzü de buydu. Günümüzde “Ye kürküm ye”nin bir başka hali yani…</p>
<p>Neyse… Buraya kadar fantezi yeter… iPad2 aldım. Çünkü T3, CAR ve BABY&amp;YOU artık, iPad’lerde de yayında… Birçok platformdan ücretsiz olarak indirip okuyabiliyorsunuz. Çok yakında bağımsız bir AppStore uygulaması olarak da T3’le karşılaşacaksınız. Ben dergilerimizi ve birçok yayını iPad2’den okumaya devam edeceğim.</p>
<p>Ha, Steve Jobs yeni bir şey daha çıkartırsa ne yaparım?.. Alırım… Almak zorundayım…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemkivircik.com/ipad2%e2%80%99yse-ipad2-ne-var-ben-de-aldim-253/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2 telefon bir monitör</title>
		<link>http://www.cemkivircik.com/2-telefon-bir-monitor-250</link>
		<comments>http://www.cemkivircik.com/2-telefon-bir-monitor-250#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jul 2011 13:39:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cemk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan sudan]]></category>
		<category><![CDATA[T3 yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[En ince]]></category>
		<category><![CDATA[Enigma]]></category>
		<category><![CDATA[LG E2381]]></category>
		<category><![CDATA[monitör]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcell T20]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemkivircik.com/?p=250</guid>
		<description><![CDATA[<p>CEM KIVIRCIK &#8211; Ağustos 2011</p> <p>Başlığa öylesine, telefon ve monitör yazmam sakın ola sizi yanıltmasın. Öyle alelade, gündelik cihazlardan bahsetmiyorum. Çünkü adı geçen bu ürünlerin her biri devrim niteliğinde… Nasıl anlatsam hayatımızın akışını bile değiştirebilecekler, o kadar yani…</p> <p>LG E2381… DÜNYANIN 2. EN İNCE LED MONİTÖRÜ</p> <p>Önce monitörden başlamak istiyorum. LG, uzun bir zamandır yenilikçi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CEM KIVIRCIK &#8211; Ağustos 2011</strong></p>
<p><strong></strong>Başlığa öylesine, telefon ve monitör yazmam sakın ola sizi yanıltmasın. Öyle alelade, gündelik cihazlardan bahsetmiyorum. Çünkü adı geçen bu ürünlerin her biri devrim niteliğinde… Nasıl anlatsam hayatımızın akışını bile değiştirebilecekler, o kadar yani…</p>
<p><strong>LG E2381… DÜNYANIN 2. EN İNCE LED MONİTÖRÜ</strong></p>
<p>Önce monitörden başlamak istiyorum. LG, uzun bir zamandır yenilikçi ürünleriyle dikkat çekiyor. “Life is Good” mottosuyla hareket eden Güney Koreli elektronik devi, özellikle görsel cihazlarda görüntü kalitesiyle öteki markaların arasından sıyrılmaya başladı. Nitekim bu alandaki gelişimlerine muhteşem bir LED monitör olan E2381’i de eklediler. 23” (58 cm) boyutundaki bu monitör 11.9 mm inceliğiyle dünyanın en ince monitörlerinin ikincisi… Birincisi kim diye soracak olursanız, elbette ki o da bir LG… E2290V… Tam 7.2 mm inceliğinde… Neyse, biz E2381’le devam edelim. Kutusu kocaman ama sizi hafifliğiyle şaşırtıyor. Çünkü E2381, yalnızca 3.1 kilo ağırlığında. Doğrusu monitör o kadar ince ki, yandan bakıldığında neredeyse fark etmek imkânsız gibi. Tabii monitör ince olunca, gerekli bağlantılar monitörün ayak kısmında yer alıyor. Dokunmatik düğmeler, mavi ışık filan çok havalı duruyor, şimdiden söyleyeyim. Ancak, hepimizi ilgilendiren görüntü kalitesi… Yeşil ekranlı 14” monitörlerde bugünlere gelmiş olan biri olarak şunu söyleyebilirim ki, gözlerin bayram etti arkadaş… 1920&#215;1080 Full HD çözünürlük, 1:1.000.000 kontrast ve 16.7 milyon renk derinliğiyle ister HD film izleyin, isterseniz çok hassas grafik çalışmalar yapın, çok iyi verim alacaksınız. E2381’de her şey çok iyi tasarlanmış ama sanki üzerinde yerleşik hoparlörler olsaydı, çok daha iyi olurdu diye düşünmeden edemiyor insan… Ancak LG mühendisleri anlaşılan yalnızca gözlere hitap etmeyi tercih etmişler…</p>
<p><strong>TURKCELL T20… 419 TL’YE SÜPER AKILLI TELEFON</strong></p>
<p>Turkcell, hemen herkesin akıllı telefon sahibi olması ve mobil genişbandın nimetlerinden yararlanması için hem cihaz kampanyaları yapıyor, hem de kendi markasını taşıyan özel tasarım ürünler imal ettiriyor. Geçtiğimiz dönemde Turkcell T10 modeliyle 100 binden fazla aboneyi mobil genişband internetle tanıştıran Turkcell, T20 ile çıtayı yükseltiyor.</p>
<p>Aslında lansmandan aşağı yukarı 10 gün kadar önce T20 ile tanıştık, ancak haber ambargolu olduğu için lansmana kadar beklemek zorunda kaldık. Telefonun üzerinde Android işletim sistemi var ve 600 MHz’lik QualComm işlemci… “Yavaştır” diye düşünmeyin çünkü değil… Android 2.3.3 yağ gibi çalışıyor üzerinde…  İnternete bağlanıyor, e-posta alıp veriyor gibi hemen hemen önünüze gelen akıllı telefonun yapabildiği özelliklerinden söz etmeye gerek yok, onlar elde var bir zaten… Peki, öteki, çok pahalı, fiyatı 1500, hatta 2500 TL olan akıllı telefonların yapamadığı neler yapabiliyor? Turkcell T20, entegre bir NFC (Near Field Communication – Yakın Mesafe İletişim) modülüne sahip. Turkcell Genel Müdür Yardımcısı sırf bu modülün maliyetinin 20 dolar olduğunun altını çizdi. Bu modül sayesinde üç taneye kadar kredi kartınızı, ya da debit kartınızı telefonunuza tanımlayabiliyorsunuz. Diyelim, bir mağazada alışveriş yaptınız, kasada özel pos cihazına telefonunuzu göstermeniz yeterli oluyor. Turkcell, kart entegrasyonuyla ilgili özel olarak yardım da ediyor. Tabii bu yalnızca kredi kartlarıyla sınırlı değil… Dilerseniz yemek firması kartınızı, işe girerken kapıda kullandığınız turnike kartınızı, alışveriş mağazasının üyelik kartını, hatta çok kısa bir süre sonra Akbil’inizi bile telefonla entegre edebilmeniz mümkün olacak. Teknoloji hazır, her şey ikili anlaşmalara bağlı… Ha, bir de artık kartvizit taşımanıza gerek kalmayacak, çünkü iki T20 karşılaştığınızda telefonları birbirine sürterek iletişim bilgilerinizi değiştirebileceksiniz. Çok yakında T20’li kızlar T20’li erkeklerden, “Telefonunuza telefonumu sürtüştürebilir miyim?” diye teklifler almaya başlarsa kimse şaşırmasın…</p>
<p><strong>ENIGMA T301TR… TELEKULAKLARIN KÂBUSU</strong></p>
<p>Teknolojik gelişmeler bıçak sırtı gibi… Her iki tarafı da kesiyor. GSM çıktığında “Bu telefonları dinlemek mümkün değil…” deniyordu. Oysa bugün birçok elektronikçide satılan 20 dolarlık aparatlarla telekulaklar yasadışı dinlemeler yapabiliyor. Ancak telekulakların kâbusu şimdi başlıyor… Çünkü Enigma T301TR, ya da “dinlenemeyen telefon” Türkiye’de… Sistem Teknik tarafından Türkiye’ye getirilen bu telefon 256 bit şifreleme sistemiyle görüşmelerinizi şifreleyerek bugünün teknolojisiyle deşifre edilemez hale getiriyor. Süper bilgisayarların yardımıyla bir kelimenin çözümü 24 yıl gibi bir süre alıyor. Elbette ki görüşmeler, iki Enigma T301TR arasında yapılıyor. Görüşme başlamadan önce şifreleme için telefonun üzerindeki anahtar işaretli tuşa basılıyor, karşıdaki telefona şifreli görüşme isteği yollanıyor, sonra iki telefon arasında şifre anahtarları değiş tokuşu yapılıyor ve faks data hattından şifreli görüşme gerçekleştiriliyor. Sistem Teknik Genel Müdürü Burç Tutanç, telefonların Almanya’da üretildiğini ve kriptonun Türkiye’de kullanılabilmesi için güçlükle izin alabildiklerinin altını çiziyor. Yaptırdıkları araştırmada Türkiye’de neredeyse üç kişiden birinin dinlendiğini düşündüğünü söyleyen Tutanç, telefonun, özellikle iş adamları, gazeteciler, hükümette ve devletin üst kademesinde yer alan görevliler tarafından tercih edileceğine inandıklarını belirtiyor. Teknosa’larda satışa sunulan telefonun KDV dahil fiyatının 3500 TL olduğunu hatırlatalım…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemkivircik.com/2-telefon-bir-monitor-250/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

