Fenerbahçeli olmak dünyanın en zor şeylerinden biri… Şöyle sırtınızı yaslayıp da bir maçı rahat rahat izleyemezsiniz. Her maçta o son birkaç dakika tüyleriniz ürperir, soğuk soğuk terlersiniz. Hele Alex, Lugano, hatta Emre yoksa işler bir kat daha güçtür. Bir de üstüne Aragones’in Deniz kompleksini de eklediniz mi, işte Fenerbahçe’nin hali… Birinci yarı Eskişehir, sanki kendi evindeymiş gibi Fenerbahçe’yi kendi sahasına hapsetti ve girdiği pozisyonlardan yararlanamadı. Fenerbahçe de gol kaçırma konusunda Eskişehir’den aşağı kalmıyordu. Uğur Boral, kaleci Ivesa’yı da geçip topu boş
kaleye öyle kötü yuvarladı ki, araya giren Eskişehirli futbolcu topu tehlikeli bölgeden uzaklaştırdı. Her iki tarafın da gol bölgelerindeki beceriksizlik, soldan gelen Roberto Carlos’un cezasahasına gönderdiği topa Deivid’in ayağını uzatmasıyla son buldu. Fenerbahçe 1-0 öne geçti. Yürekler ağızda 85. dakikaya geldik. Ancak o da ne? Bizim Guiza aldığı pasla soldan cezasahasına girdi ve topu Ivesa’nın solundan filelerle buluşturdu. Gol ve Guiza… Skor 2-0 ve dakika 86… Bir Fenerbahçeli olarak bu kadar sürpriz bir arada kalp dayanmazdı. Nitekim Poljak’ın soldan yaptığı ortaya kafasıyla vurmak isterken diziyle vuran Batuhan dakikalar 90′ı gösterirken Eskişehir’in golünü kaydetti. Durum 2-1… Ve o bitmek tükenmek bilmeyen dört uzatma dakikası Fenerli seyirli için bir türlü geçmek bilmedi. Fenerbahçe yapacağını yapmıştı yine… Ama kazasız belasız geçen zaman sonunda hakemin maçı bitiren düdüğüyle, lig sıralamasında 3.’lüğe yükseldi Sarı Lacivertliler…
