“Yemekteyiz” adlı yarışma çok kısa bir zamanda fenomen haline geldi. Önce kanalda program uzatıldıkça uzatıldı. Haber öncesi kuşak derken, prime time filan bütün bir akşam bu programa mahkum hale geldik. Show TV’de bu programın iş yaptığını gören diğer kanallar da taze terse üşüşen sinekler gibi benzerlerini imal ettiler hemen. Kriz döneminde maliyeti bu kadar ucuz bir programla bu kadar rating almak da herkesin işine geldi elbette… Zaten bize özgü bir durumdur. Bir şey tutmaya görsün artık cıncığı çıkana kadar taklidi yapılır. Neyse mesele bu değil… Bu program sayesinde çok önemli bir gerçekle yüzyüze geldik, ezberimiz bozuldu. Hani o yıllardır dilimize dolanmış olan “Türk misafirperverliği” bu programla hak ile yeksan oldu. İnsanlar, misafir gittikleri evlerde yok çatalın yeri, yok dolmanın yağı deyip türlü türlü “eleştiri”lerde bulundular, kalp kırdılar, sofrada başka türlü, özel çekimlerde başka konuştular. Şimdi bu programı bir yabancı izlese, “Bu mu Türk misafirperverliği?” dese ne diyebilirsiniz ki? Bir de yapımcıların her bölüme uygun bir efemine tip, ya da şarkıcı bulmaları pek bir garip geliyor bana…
